|
Bu sayfada Büyük Tire adlı yerel gazetemizde GÜLBAHÇESİ adlı köşemde yayınlanan yazılarımdan bazılarını sizlerle paylaşmak istedim...
|
|
ALIŞMIŞIZ ARTIK !!!
İnsan düşüncesinin engeli: ALIŞMIŞLIK
Önce insanın zihnine dikilen küçük bir fidandır, fakat insanın kötü
yönü ve
akıp giden zaman onu güçlendirir ve sonuç içimizde, zihnimizde,
ruhumuzda
kökleşen derin bir "alışmışlık" ağacı olarak doğar.
Alışmışlık, aslında her gün hatta her saniye yaratılan olağan üstü
şeyleri
ve dolayısıyla onların getirisi olacak olan gerçeki görmeyi engeller.
Örneğin Hz. Musa(A.S.)ın asasının yılan haline gelmesi, ateşin Hz.
İbrahim(A.S.)ı yakmaması alışılmadık şeylerdir ve gerçekten olağanüstü
birer ihtişama sahiptirler. Ancak alıştığımız ve üstüne alışmışlık&
perdesini çektiğimiz nice şeyler vardır ki, onlar da en az bunlar kadar
üstün birer ihtişama sahiptirler ve onlar da en az bunlar kadar
kendilerini
Yaratan Zât-ın yüceliğini ortaya koyarlar.
G Ü N E Ş H E R A N B İ R Y E R L E R E D O Ğ M A K T A D
I R.
Sadece bir güneşin doğuşu dahi,
veya yalnızca insanın nefes alışı,
ne kadar büyük mucizelerdir, ki biri Dünyanın farklı yerleri hesaba
katıldığında mutlaka her an biryerlere doğmaktadır, diğeri her
saniyede
6-7 kez gerçekleşmektedir.
Güneşin doğuşunu ilk kez gören bir insan akıl-baliğ olsaydı acaba ne
düşünürdü? Daha önce hiç görmediği kocaman, sarı, ışıklı ve yüzüne bile
rahat bakılamayan bu yukarıdaki top da neyin nesi diye düşünmez miydi?
Ve
doğal olarak bunun sonucu acaba o yukarıdaki sarı yuvarlak şey niçin
oraya
çıktı? sorusu olmaz mıydı?
Yine ayrı bir mucize olarak kendisini Yaratanın rahmetini, merhametini
ve
diriltici oluşunu her saniyede 6-7 kez haykıran nefes alış olayı,
günde
ortalama 23000 defa gerçekleşiyor ve insanı kendine alıştırıyor. Oysa
bir
nefesin ardından hemen öbür nefes geliyor.Yani,insan günde 23000 defa
tam
ölüyorken diriliyor ***
İşte insanın insanlığı gereği buraya dikkat etmesi gerekir.
Alışmışlık
perdesiyle nice gerçeği göremeyen insan, kendini şimdiden sonra
gideceği
diğer dünyaya alıştırmazsa alışmadığı bir dünyaya gidecektir.
Acaba o zaman ne yapacağız...?
fatih OKKA
28.07.2004
|
|
|
|
|
GÜL BAHÇESi
Gönül bahçelerinde açmaya hasret kalmış gül filizleri.
Herkesin bir gönül bahçesi var.Kiminin gönül bahçelerinde renk renk güller yeşermiş,
kiminin ise küllenmiş yada açmaya hasret kalmış gül filizleri.
Bütün insanoğlunun kalbine özenle serpilmiş aslında o filizler.
Biz ise o gül filizlerinden bihaber yaşama koyulmuşuz.Ama eksik birşeyler var yaşantı-
mızda diye de esefleniyor ve üzülüyoruz.
Ah bir farkına varabilsek! O engin derinliklerdeki cevharlerin.İşte o zaman hayatımızda
eksik kalan ve bu eksikliği başka şeylere yönelip gidermeye çalışmaktan vazgeçip,güller-
in renkleriyle,kokularıyla vede manalarıyla yaşantımızı renklendirip,başkaları için birer
gül bahçeleri olabiliriz.
Gönül bahçemizdeki gül filizlerinin bakıma ihtiyacı var.
Biraz su,biraz hava ve bol miktarda güneş bekliyorlar,renk renk açılmak için.Bahçemizde
ki dostluk,kardeşlik,tevazu,sevgi vede aşk filizlerini artık yeşertip,gün yüzüne çıkartmanın
zamanı gelmedi mi?
Yaşamımızı renklendirmenin,başkaları için yararlı olmanın zamanı vede ASLIMIZA dönme
vakti gelmedi mi?
Haydi!kendi gül bahçemizi yeşertmek için,bu eşsiz sanatı çok iyi uygulayan,bizi biz ya-
pacak,güle dönüştürecek usta bir bahçıvan bulma ve O'na tabii olma zamanı.
Tabii ol ki bembeyaz bir gül ol!Anlat saflığın,temizliğin o ulvi anlamlarını başkalarına.
Güvenmeyi öğret kendine dahi güvenmeyi unutanlara.
Kırmızı bir gül ol!Aşkların en güzelinin ve en yücesinin nasıl yaşandığını göster.
Kalp kapılarını aşka kilitlemişlere.
Renğarenk bir gül ol!Ve bütün kainata yaşayarak anlat gülün manalarını.
Şair ne güzel söylemiş!
Güllere vurgunum,güllere sevdalı
Bana güller derin,kırmızı güller verin
Güller ağlar bana,bu derdi güller anlar
Bana güllerimi,güllerimi verin.
Gül bahçelerinde, açılmış güllerle beraber olabilme ümidiyle..
fatih OKKA
11-04-2004
|
|